Anasayfa
  Hikaye Ekle
  Haftanın Hikayesi
  Hikaye 50
  Yol Edebiyatı
  Forum
» Aktif Ziyaretçi
7
» Bugün Gelen
» Toplam Ziyaretçi
 


I see dumb people
t-shirt
satın al
 
 
 
Ayşenur Dağdaş Harika Yolculuk 25.03.2007
Antalya’dan Denizli’ye gitmek için artık hazırdık. Öğle vakti yola çıktık. Babam yolun daha başında, “Size Güher Uçurumu’nu göstermek isterim.” dedi. Biz çok sevindik. Antalya’nın çıkışına doğru babamın “Düzlerçamı Ormanı” dediği ormanın içinde, sarı renkli tanıtım levhasının yanından sola saptık. Orada, ağaçların arasında boynuzlu dağ keçileri gördük. Ormanın içinde bayağı bir ilerledikten sonra asıl görmek istediğimiz yer olan GÜHER UÇURUMU’na ulaştık. Teyzemin kocası-eniştemiz bırakın uçurumu dikkatlice incelemeyi, yanına bile yanaşamadı. Gerçekten o kadar derindi ki, uçuruma bakarken tüylerim diken diken oldu. Sonra tekrar orman yolundan Denizli karayoluna çıkıp yolumuza devam ettik.
Teyzemin oğlunun ve babamın da önerisiyle babam dahil hiçbirimizin önceden gidip görmediği meşhur KARAİN Mağarasına gitmeye de karar verdik. Geçen sene Sosyal Bilgiler kitabında bu mağaradan bahsedildiğini hatırlar gibiyim. Arabayı kullanan eniştemiz de bu öneriyi kabul etti. Sağlı sollu yemyeşil ormanların arasında yola devam ederken az sonra sağa ayrılan yola girip, 12 km ilerideki Karain Mağarasının yolunu tuttuk.
Karain Mağarasına giderken yol boyunca değişik şekillerde dikenli, nokta nokta sarı renkli, babamın Frenk inciri dediği bitkiler dikkatimi çekmişti. Çünkü Ankara’da bunlardan hiç görmemiştim. Epey yol aldıktan sonra nihayet Karain Mağarasının giriş kapısına vardık.
İlk girişte, Karain Mağarasından çıkartılmış olan taa Yontma Taş Devrinden kalma tarihi buluntular sergilenmekteydi. Dikkatlice inceledim. Taştan yapılmış kesici aletler, kadınların kullandıkları taraklar, bilezikler gördüm. Daha sonra asıl maksadımız olan mağarayı gezmek amacıyla tepeye doğru giden merdivenli yola koyulduk. Tam üçyüz yetmişbeş merdiven basamağı saydım. Tırmanırken çok yoruldum. Ama yükseldikçe, Antalya ovasını yukarıdan doyasıya seyrettim.
Mağara çok garipti. Duvarları simsiyahtı. Adını bu siyahlıktan almış herhalde. Mağaranın içindeki gezinti yolları da çok kaygandı. Hatta bir kere kayıp yere düştüm. Bizler gibi Karain Mağarasını görmeye gelen çok sayıda yabancı turist gördüm. Babam bazılarıyla konuştu. İspanyol, Amerikalı, vb... Ancak Karain, çok bakımsızdı. Babam, “Artık bir daha buraya gelmem !” dedi. Karain Mağarasından çıktıktan sonra babam, müzenin önündeki incir ağacından dört-beş tane incir kopardı. Ben tadına bakmak bile istemedim. Çünkü, bayağı yorulmuştum. Bir şey yiyecek halim kalmamıştı.
Fazla beklemeden yola devam ettik. Daha çok yolumuz var Denizli’ye. Bayağı bir gittikten sonra Korkuteli’nde oturan eniştemizin ağabeyinin evine ulaştık. Öğle ezanları daha yeni okunuyordu.
Evlerinde, adaşım Ayşenur’la tanıştım. Onunla birlikte oyunlar oynadık. Taze üzüm ve vişne ikram ettiler. Yarım saat kadar dinlendikten sonra tekrar yola çıktık. Takside, teyzemin oğlu ile annemin “Türk malı mı, Amerikan malı mı kullanmalı?...” konusunda, kavgaya benzer hoş tartışmalarını dinleyerek Acıpayam-Dodurgalar kasabasının yol ayrımına geldiğimizi fark ettim. İlk işimiz KELOĞLANLAR Mağarasını ziyaret etmekti. Zaten gelirken karar vermiştik.
Dodurgalar’a ayrılan yolun sağında Denizli Haritası üzerine, bu ilin bütün turistik ve tarihi yerleri güzelce işlenmişti. Keloğlanlar Mağarası da kasabamızın isminin altında kocaman bir resimle tanıtılmış, adı yazılmıştı. Çok hoşuma gitti. Başka hiçbir yerde bu kadar güzel harita görmemiştim.
Keloğlanlar Mağarası çok daha garipti. Olağanüstü güzel oluşumlar vardı. Su damlacıklarından, kışın bazen gördüğümüz buzlara benzer rengarenk taşlar, sütunlar oluşmuştu. Işıklandırmışlar içerisini. Yarasalar da vardı. İçerisi sıcak da değildi.
Burası Karain Mağarasından bence tam bin kat daha güzeldi. Aynı zamanda çok bakımlıydı. Gelip görmenizi öneririm. Pişman olmazsınız. Mağara girişinde yeni dikilen “Buhur Ağacı” fidanı ile babam çok ilgilendi. Babam ayrıca, buranın ağaçlandırılması için de dilekçe yazmış.
Ziyaretimiz bitince yine yol kıyısında, babamın doğup büyüdüğü bu kasabanın ovasında bulunan (Frigyalılardan kalma imiş) Kaya Mezarlarını ziyaret ettik. Kaya Mezarları o kadar düzgün işlenmişti ki, duvarlarında pürüzlülük bile yoktu. Çok ilgimi çekmişti. Mezarların etrafını küçücük taşlarla doldurmuşlar. Her yere taş yığmışlar. Neden acaba? Babama sordum. “Mezarı korumak için olabilir.” dedi. Taş yığınlarının olduğu yerlere de “çağıl” denilirmiş.
Oradan da ayrılıp bu sefer annemin önerisi ile Dodurgalar kasabası Başdeğirmen mevkiindeki Alabalık Tesislerine gitmeye karar verdik. Kasabaya girdiğimizde artık güneş batmıştı. Annemin ve babamın doğup büyüdüğü bu kasabada babam herkesi tanıyordu sanki. Bir sürü insanla selamlaşıyordu. Nihayet Başdeğirmen’e vardık. Balık havuzlarını gezdik. Annem, babamın arkadaşı olan balıkçıya akşam yemeği için bizlere balık ısmarladı. O akşam, altımızda akan Değirmendere’nin tam üzerinde ağaç dalları arasına yapılmış çardakta bir güzel balık ziyafeti çektik, sohbet ettik.
Artık son durağımız Denizli’ye doğru yola çıkmanın vakti geldi, hatta geçti. Çünkü çok uykum gelmişti. Başdeğirmen’den ayrılıp kasabaya geri döndük. Oradan da Denizli’ye doğru yola devam ettik. Artık uyuya kalmışım. Babam beni “Ayşenur uyan, Ayşenur uyan!” diyerek kaldırdı. Uyandığımda ne göreyim?... Koskoca ovada yer alan, bu saatte ışık denizi gibi çok güzel görünen Denizli’ye girmek üzereydik.
Gündüz “orman denizi”nde başlayan yolculuğumuz, gece “ışık denizi”nde sona ermek üzereydi. Babam; yaklaşık 50-60 sene önce Dodurgalı Müslime ninenin geceleyin tam buradan Denizli’ye bakınca “... Ne gaz yetecek, ne fitil buraya!” diye şaşırdığı hikayeyi anlattı.
Çok ilginç bir yolculuktu. Az sonra da, dedemgilin evine ulaştık. O gün çok mutluydum. Ama babam benden söz aldı. Bugün yaşadıklarımı, gördüklerimi yazacaktım. Sözümü yerine getirdim. Dedemgilin evine vardığımızda çok sevindiler. Şükrettiler. Çünkü beş tane torunları ve çocuklarına sağ salim kavuşmuşlardı... 11 Ağustos 2004.

[1] Ankara Gazi İlkokulu, 5. sınıf öğrencisi. (2004)
      2007 yılında Özel Ayyıldız İlköğretim Okulunda Orta-2'de okumaktadır.
Bu Yol Hikayesi, Afyon Kocatepe Haber gazetesinde birinci makale seçilmiştir.
Rating: 3,66666666666667

  5 4 3 2 1   
Y O R U M L A R


Bayan Aksesuar
satın al
Yeni hikaye eklendiğinde haberdar olmak ister misiniz?



I see dumb people
t-shirt
satın al